22 Mart 2009 Pazar

Şeker Portakal'ının Mimi:)

Bir yaratıcının çektikleri Hikâye ABD'de, 1800'lü yılların ikinci yarısında başlar. Kapitalizmin en çıplak ve vahşi sömürüsünün yoksul kitleleri ezip geçtiği bu yıllarda, genç bir adam zengin bir kızla karşılaşır. İlk görüşte aşk diyelim isterseniz buna; ama hislerden ziyade hırslara dayalı bir aşk... Genç adam, yani Martin Eden, eğitimsiz yoksul bir denizcidir. Ruth'sa zengin bir ailenin üniversite öğrencisi narin kızı. Ruth'un yaşadığı ev, dış görünüşü, bilgisi ve kültürü Martin'in dünyasının öylesine dışında ve öylesine parıltılıdır ki, Martin imgeleminde melekler katına çıkaracaktır Ruth'u. Belki de kızın maddi gücüne erişmesinin ilk elde imkânsızlığından, onun bilgi ve kültürüne sahip olmayı hedefler kahramanımız. Günlerini halk kütüphanesinde geçirmeye başlayan Martin, kitapların dünyasına açılır. Başlangıçta bir şey anlamasa bile, bıkmadan usanmadan okur; Marx okur, Nietzsche okur, en çok da edebiyat metinlerini okur. Kafasına yazar olmayı koymuştur artık. Sadece edebiyat aşkından değil, yazarak zengin olabileceğine de inanmaktadır. Bir yandan geçimini sağlamak için gemilerde çalışmayı sürürürken, diğer yandan büyük bir sebatla hiç durmadan üretir; makaleler, hikâyeler ve şiirler yazar. Ancak ürünlerini gönderdiği gazete ve dergi editörlerinden gelen yantlar hiç yüreklendirici olmaz. Neyse ki aralarındaki sınıfsal farklara rağmen Ruth'la ilişkileri kopmamış, tersine kızda da Martin'e karşı gizli duygular uyanmaya başlamıştır. Ruth, Martin'i edebi heveslere boşverip para kazanmasını sağlayacak gazetecilik mesleğine yönlendirmeye çalışır. Martin'se gazeteciliğin yazarlık becerisini baltalayacağını düşünmektedir. Maddi manevi her türlü zorluğu göğüsleyerek kendi bildiği yoldan ilerleyecek ve sonunda edebi çevrelere kendisini kabul ettirecektir. İlk kitabı çok kısa zamanda büyük satış rakamlarına ulaştığında yayımcıların yeni kitap, makale ve hikâye taleplerini karşılayamaz hale gelir. Hatta, bir zamanlar burun kıvrılan şiirleri bile göklere çıkarılmış, büyük telif ücretleri ödenerek yayımlanmıştır. Şöhret ve parayla birlikte zengin çevrelerin ilgisini de kazanan Martin'in sevgilisiyle bir araya gelmelerinin önündeki engeller aşılmıştır... İlk bakışta Yeşilçam ve Hollywood sinemalarının salon romantizmini hatırlatan, "Hani bir zamanlar hakir gördüğünüz yoksul ama onurlu bir genç vardı" repliğiyle özetlenebilecek bir roman gibi görünüyor. Ne var ki Martin'in hikâyesi henüz bitmedi; daha önce değersiz buldukları yeteneği önünde ancak başarıya, üne ve paraya kavuştuğunda saygıyla eğilen burjuva sınıfının iki yüzlü değerlerinden, içi boş estetizminden, kofluğundan tiksinecektir genç adam. Ekmeğini kas gücüyle kazandığı günlerdeki coşkulu ve tutkulu kişiliğini özlemektedir. Yükselmek için verdiği onca mücadelenin sonunda 'Amerikan Rüyası'nı gerçekleştirmiş ama o rüyadaki cennetin aslında cehennemi andırdığını fark edebilmiştir. Şöhret ve servet merdivenine tırmanırken içinden çıkıp geldiği kesimlerle de bağlarını koparan Martin için bundan böyle 'iş bitmiştir'... Sevgili Şeker Portakal'ı, beni mimlemişin ama hem güzel,hem de zor bir mim di benim için.O kadar çok kitap okudum ve okuyorum ki,hepsinden farklı farklı etkileniyorum.İçlerinden birisini seçmek zor oldu .En sonunda Martin Eden ağır bastı.Sevgilerimle
  • Malla
  • Opak
  • Yelda
  • Gece
  • Candan
  • Akasya Kokusu
  • Hayalbemol
  • 3Prenses
  • Dün Bugün
  • Taze Nane
  • Embir
  • Örgüknit
  • Bende sizleri mimliyorummmmmmmmmmmmm:))

3 yorum:

Yelda dedi ki...

güzel bir kitaba benziyor galiba
okadar çok beğendiğim kitap varki
ben hangisini yazacağım seçim yapmak çok zor :((
Sevgiler canım

DÜN BUGÜN dedi ki...

Teşekkürler,sevdiğim çok kitap var ama son zamanlarda okuduğum Ayn Rand'ın 'Yaşamak İstiyorum'dur.Sonunda ağladım,çok etkiledi beni.
İnsanların robot gibi yaşadığı bu dünyada sevginin gücünü,sihrini anlatan bir roman.

SMİLENA dedi ki...

ÇOCUKKEN OKUDUĞUM EN GÜZEK KİTAPLARDAN BİRİ.KÜTÜPHANEMDE HALA DURUYOR SAYFALAR SARARMIŞ VAZİYETTE.BENİ UZAKLARA GÖTÜRDÜN....