5 Nisan 2009 Pazar

Horoz:)

'Denizli'de araştırma yapmak için kamp kuran bir grup üniversite öğrencisi, kamp yakınına tüneyen bir Denizli horozunun sabahın erken saatlerinde yüksek sesle ötmesinden çok rahatsız olmuşlar... Sabahın köründe ortaya çıkan horoz, önce dikleniyor, sonra dakikalarca ötüyormuş... Tabii ekipte ne uyku ne de huzur bırakmıyormuş.. . Sonunda sabırlar tükenmiş... Susturmak için başlamışlar horozu kovalamaya.. . Horoz önde.. Gençler peşinde... Mahalle arasına dalmışlar... Kovalamacayı gören, fakat bir anlam veremeyen yaşlı dede, seslenmiş: - Hey, evlatlar!.. Bu zavallı horozu niye ürkütüyorsunuz? .. - Dede, sabahın köründe ötmeye başlıyor, kampı ayağa kaldırıyor. O yüzden başını keseceğiz!.. - Yazıktır evladım yapmayın!.. demiş ihtiyar, bırakın, ben onun sesini keserim, bir daha da rahatsız etmez sizi... Gençler bunun üzerine kovalamayı bırakmışlar. Ertesi sabah, hafif 'gak - guk' sesleri dışında horozdan kayda değer hiçbir ses çıkmadığını görünce de şaşırıp dedeye koşmuşlar: - Yahu dede, ne yaptın da bu horozun sesini kestin?.. İhtiyar gülmüş: - Kıçına zeytinyağı sürdüm. Horoz kabararak ötmeye yeltendiğinde, gerisi tutmuyor ki kuvvet alsın... Ancak 'gak - guk' edebiliyor.. . Kıssadan hisse: Arkan sağlamsa, istediğin kadar kabarır, diklenir, sözünü dinletirsin. Arkan bir gevşemeye görsün, ancak 'gak-guk' edersin...

2 yorum:

tuğba dedi ki...

işte bu...ancak bu kadar güzel anlatılırdı...

dantelistan dedi ki...

anlamayana davul zurna az anlayana sivri sinek saz gelirmiş arka olayını öyle güzel bir hikayeyle anlatmışsın ki güldüm düşündüm ama denizlili olarak böyle bir hikaye duymamıştım güzel